BİZİM SEVDAMIZ BAŞKA

Kaybettiğimiz duyguların zihnimizde oluşturduğu halüsinasyonları ile yaşamayı öğrendiğimiz an gözyaşlarımızın katma değer vergilerini beynimizin en ücra köşelerinde hissedeceğiz.


Giderek boka saran bu sikimtrak düşünceler zihnimizi zehirlerken morfin etkisi yaratacak olay ve olguları bedenimizin her santimetrekaresinde fark edeceğiz.


Nedenini anlayamadığımız sorgulayamadığımız spekülasyonların gerekirse canımızla ödeyecek duruma gelene kadar hep peşinde koşacak bu yolda bedelini en ağır bir şekilde taksit taksit ödeyeceğiz.


Fikriyatımız ve zikriyatımız ne olursa olsun ardını bilmediğimiz, sonunu görmediğimiz bu yolda her zaman 'biz buradayız' diyeceğiz. Ağlamadan, üzülmeden, yanlış yolda ilerlemenin doğru yolda durmaktan iyi olduğu bilinciyle kırılmış kalplerin hesabını teker teker soracağız. Aklımız korkuyla batağa saplansa dahi bedenimizi en namüsait durumlara karşı eğitip yapılması gereken şeyi layığıyla yaptıracağız.


Manası olmayan bu dünyanın terk edilmiş bütün bireylerine, yıkanmış bütün beyinlerine ulaşacak, evrensel aile düzeninin mümkün olduğunu kanıtlayacağız.


İşte o zaman kardeşlerim güneş daha parlak doğacak, çöllerde papatyalar açacak, kurtlar kuzularla dost yaşacaktır. İşte o zaman sevginin sınırları zorlanacak, afrikalı bir anne süt olsun diye giriştiği ekmek kavgasında çocuğunu emzirebilmek için göz yaşları akıtmayacak, Gedikpaşada’ki yaşlı çöpçü dayı emekli olup evinde torunlarıyla oyunlar oynamak için  2 yıl daha o berbat yokuşu temizleme köleliğine bağlı kalmayacaktır.


Velhasıl kelam dostlarım bizim sevdamız başkadır. Mutluluğu biz göremesekte evlarımıza bu mutluluğu bahşetmenin verdiği huzuru bu tarafta olmasa da bi tarafta mutlaka yakalayacağımıza ant içiyorum..

SAHTE MUTLULUKLAR..

Şu amına koyulası dünyada güzel olan herşeyin birer birer yok olacağını çok erken yaşlarda öğrenenlere selam olsun..


Gözlerimi açtığımda evimdeydim. Mersin Mahmudiye'de..


Burada ne işim vardı?


Annem her zaman ki gibi sabah babam işe gideceği için kahvaltı hazırlamış ekmek almam için beni uyandırmaya gelmişti..


-Oğluşum hadi kalk benim güzel oğlum yakışıklı oğlum hadi ekmeğe git annem..
+Ya anne abime söyle daha dün ben gittim yaa
-Tamam oğlum kalkmayın o zaman ben giderim..
+Ya tamam dur kalkıyoruz ya..


Güne yine annemin acındırmaları ile zorunlu bir kalkış yapmıştım. Lakin o an bişeylerin farklı olduğunu hissediyordum moruk. Değişikti yani ben normalde sabahları ekmeğe giderken sinirli olurdum, ama o an mutluydum amk..


Elimi yüzümü yıkayıp annemden para alıp apartmandan aşağı koyuldum. Evde ses yaptığımız için bizden hep şikayetçi olan ama bir o kadarda bizi seven alt komşumuz seher teyze her zaman yaptığı gibi beni kapının aralığında bekliyordu.. Tam önüne geldiğimde kapıyı açtı..


-Mehmet bana da 2 ekmek alır mısın yavrum..
+Tabi seher teyzecim almam mı ya ehehe
-Tamam güzel oğlum gelince kapıyı çalma tahsin amcan biraz hasta, uyuyo.. seslen ben aşağıya sepet yollarım
+tamam teyze öyle yaparım geçmiş olsun
-Sağol yavrum..


Apartmandan çıkar çıkmaz yanımızdaki bakkalımız bülent abiyi gördüm. Günaydın abim dedim. günaydın memo dedi ve fırın sokağına girdim. Sokağın başında oturan hristiyan katrina teyze her zaman ki gibi çiçekleri suluyordu. Ona da kıssadan Günaydın deyip yoluma devam ettim. Hava inanılmaz bir şekilde mükemmeldi. Ne soğuk ne sıcak. Mikail bugün işini harika yapıyordu.


Nedenini bilmediğim mutluluk hissi halen sürüyordu. Lakin bir şeyler farklı ve değişikti moruk. Çözemediğim, anlayamadığım, kavrayamadığım bir şeydi bu.


Velhasıl kelam fırına gelmiştim. Her zamanki gibi fırının sahibi mehmet amcanın yeğeni (aynı zamanda mahalleden arkadaşımız olan) Seko odunları depodan kollarına yüklemiş içeri götürüyordu..


-Memo yardım et lan
+Geldim bro bekle
-Şu üsttekini al knk düşecek bak
+Şu mu?
-Orama dokunma piç ahahaha memo memooo.. ah şerefsiz piç amına koycam senin ah..
+ahahahaha amına koduğum ver hadi ver alim şunları
-Bi kerede insan gibi alsan şaşırcam piç herif..


deyip serkanla gülüşerek içeri girdik. Fırının çalışanları olan halil abi hasan abi ve ayşe ablayı gördüm ve cümleten günaydın dedim. Her bir ağızdan günaydınlar bitince mehmet amcaya döndüm..


+Mehmet amca bana 7 pide, 2si ayrı 5i ayrı olsun abi
-Parayı ver
-Al abi çalmıyoz paranı ya ahaha


Mehmet amca biraz değişik bi insandı. Henüz çocuklarının hiçbirini evlendirememiş olmakla birlikte fırının maddi durumunu fazla düşündüğünden hayatında pek de yaşanılası bir şeyi kalmamıştı.


Fırından çıkmış taze ekmeğimi alıp tekrardan geldiğim yoldan geri dönüşe geçmiştim. Biraz ilerledikten sonra mahallemizin pastanecisinin oğlu sezgin balkondan seslendi..


-Hoop memo nabiyon
+Ekmek almış gidiyoruz olum işte görmüyon mu sen napiyon?;
-Bende oturuyodum.. az sonra bahçe mahallesiyle maç yapacağız geliyon dmi sana güveniyoruz biliyon..
+Geliyom geliyom tamam
-İyi hadi görüsürüz
+görüşürüz bro


Ne ara çağrılmıştım böyle bi maça en ufak bi bilgim yoktu lakin geliyorum demiştim.. Çok değişikti..


Eve geldiğimde annem kahvaltıyı hazırlamış herkes hazır bi şekilde beni bekliyordu. Babam her zaman ki gibi sitemkar ifadelerle ''nerde kaldın lan gene'' dedi. ''sıra vardı geldik işte baba ya'' deyip ekmeği bırakıp kahvaltıdaki yerimi aldım. Kahvaltımı yaparken birden aşağıdan toplu bağırtılar gelmeye başladı..


-Memooooooo..


Mahalleden arkadaşlarımdı bunlar.. Babamın suratındaki 'noluyo lan' ifadesini görür görmez balkona fırladım.. Ellerinde kames top ile toplanmışlar gülüşüp eğlenerek kendi aralarında konuşuyorlardı.. Ben seslenince hepsi birlikte bana döndü..


-Noldu lan ne var?
+Aşşa gel olm maç var demedik mi?
-Tamam geliyoz bekleyin 2 dk
+Çabuk ol lan


İçeri girip ben çıkıyom dedim.. Annem her zaman ki gibi oğlum 2 lokma bişey yeseydın aç aç maç mı yapılır falan filan derken ben odaya girmiş ruud van nistelrooy formamı giyiyordum bile.. 'doydum anne ya ben kaçıyom hadi öptüm seni, baba sanada kolay gelsin' deyip kapıyı kapayıp aşağıya indim..


Bizimkiler apartmanın kenarında saklanmış bana bi piçlik yapacaklarını aşağıda ki sessizlikten anlamıştım bile.. Apartmandan dikkatlice çıkıp sağıma soluma baktığımda kimse yoktu. Acaba parka mı gittiler deyip yürümeye başladım ki arkamdan ayaklarımdan tutup havaya kaldırıp zıplatmalarıyla gözlerim fal taşı gibi açıldı.. Piçler öyle bi havaya atıyolardı ki beni, ne kadar korksam da hoşuma gidiyordu, gülüyorduk, mutluydum amk.. Bu mutluluğa o kadar açtım ki, bunu iliklerime kadar hissediyordum.


Velhasıl kelam beni aşağı indirdiler ve parka geçtik.. Mahalle takımımızın kaptanı deli kadir 'haydi beyler 1 lirasına maç yapıyoruz bu maçı kazanmamız lazım' nidalarıyla kafamızı sikerken bile mutluydum. İçten içe burada ne işim var amk diyor, düne dair hiçbir şey hatırlamıyordum. Evini zor geçindiren bir babanın asgari maaşına gelen 50 lira zamma sevinmesi, şükretmesi kadar değişik bir mutluluktu bu..


Parktaki bankların altını minyatür kale olarak belirleyip karşılıklı 3e 3, 4e 4 maç yapıyorduk.. Güzel günümde olacam ki çok iyi oynuyordum. Hata yapmıyordum. Bu da mutluluğuma ayrı bi mutluluk katıyordu. Neler olduğunu artık düşünmüyor sadece anı yaşıyordum.


Mahallemizin endüstri meslek lisesinin beton futbol sahası olan, bizim deyimimizle 'sanat okulu'na gelmiştik. Bahçe mahallesi sahaya çoktan gelmiş bizi bekliyorlardı. Sonra kuralları koyup -kaleci oyuncu yok, kaleden kaleye gol yok, topu dışarı atan takım alımaya gider, top patlarsa en son dokunan parasını öder gibi kurallarla- maça başlamıştık. Ben her zaman ki gibi orta sahada takılıyordum. İyi oynadığım için arkadaşlar topu habire bana atıyordu. Maç esnasında çok güzel paslar çıkarıyor orta sahadan dahi denesem nedenini bilmediğim bi şekilde çok güzel goller atıyordum..


Mutluluğun afrikasından gelmiş gibiydim. Açtım buna ve kana kana yaşıyordum bu huzuru. O an ben dışında kimseler yoktu dünyada. Mutluluğun zirvesindeydi..


Lakin bi an duraksayıp ciddi ciddi noluyor ya dedim. Biz yıllar önce buradan taşınmıştık, ben burda yaşamıyordum, ne işim vardı burda? Zihinimin içinde düşünceler birbirine tecavüz ediyordu.


Sonra bütün mutluluğu sonlandıran bir sesle irkildim ve manzarayı görmek için Safirin tepesine çıkıp bi anda o zirveden aşağı düşmek gibi berbat oldu herşey..


-Memo hadi uyan kahvaltı yapalım memooo..
+Siktirin gidin başımdan..


SELİNDA

Saat 07.44


Hassiktir..


Şu amına kodumun telefonunun alarmı neden beni uyandırması gereken zamanlarda uyandırmaz diye analı bacılı söylemler ile güne yarrak gibi bir başlagıç yapmıştım. Staj için devamsızlığım kalmamış olmakla birlikte üstüne bide vizede el emeği göz nuru kopyam vasıtasıyla aldığım yüksek notun boku bokuna heba olacağı düşünceleri beni götüme motor bağlanmışcasına hızlı hareket ettiriyordu. Patırtı Kütürtüyle üstümü giyiyor çantamı hazırlıyordum. Odada uyuyan arkadaşlarımın uyanması sikimde dahi değildi. Kalıyordum amına koyim.


Çantama, poşette hazır tuttuğum o sikimsonik üniformayı koymam ile kendimi dışarı atıp o ızdırabını siktiğimin Gedikpaşa yokuşundan tırmana tırmana zirvede ki tramvaya ulaşmam bir oldu.. O kadar acele ediyodum ki bi ara tramvayın içinde koşsam daha çabuk yetişir miyim düşünceleri baş göstermeye başladı. Bir yandan da hocaya uyduracağım bahaneleri düşünüyordum..


Velhasıl kelam hastaneye gelip, giyinip, psikiyatri servisine ulaşmam ile bu aceleci davranışlarım son buldu. Saat 9a geliyordu. Baya gecikmiştim. Asansöre binip servise çıktım.


Etrafı dikkatlice inceleyip hoca nerede diye bi bakındım. Ortalıkta kimse yoktu. Hızlı bi şekilde hemşire odasına gittim. Nefes alış-verişlerimi bilerek hızlandırıyodum ki hoca çabaladığımı farketsin ve acıyıp beni yok yazmaktan vazgeçsin.


Hemşire odasına geldiğimde bütün arkadaşlar koltuklara yayılmış bana oturacak yer bırakmamışlardı. Hocanın henüz gelmediğini öğrenir öğrenmez bedenim baştan aşağı, boşalırcasına rahatladı. Artık hiçbir şey sikimde değil edasıyla ceketimi ve cüzdanımı masaya atıp sigara pakedimle o geniş koridora girip sigara odasına transferimi sağladım.


Odada önceden görmediğim, 24-25 yaşlarında, sarışın, ideal kiloda, gayet güzel giyimli ve özellikle mükemmel deniz mavisi gözlere sahip doğa harikası bir kız bacak bacak üstüne atmış sigarasını içiyordu. Sigarayı içmiyor adete onunla sevişiyordu amına koyim. İçimden 'sigaran olayım duman et beni' desemde yüzüne karşı 'günaydın' dedim, beni pek siklemedi. Böyle kızların tımarhanede ne işi vardı amk. Sandalyeye oturup cebimdeki paketten bi dal sigara alıp ağzıma götürmemle kızın cebinden çakmağı çıkarıp bana uzatması bir oldu. Şaşırmıştım.. Bu servisteki bi hastada çakmağın ne işi vardı, bu nasıl hastane amk dedim içten içe.. (sanki hastanede her bi sik kurallarına uygun yapılıyormuş gibi.) 1-2 duman çektikten sonra o doğa harikası varlık konuştu..


-Sende diğerleri gibi stajyer misin?


kadının sesini duyunca bi anda afalladım. Meğersem konuşuyormuş amk onu farkettim.


-Evet (o afallamayla ilk cevabım bu kadarcık oldu)
+Nerde oturuyorsun?
-Kadırgada yurtta kalıyorum.
+Hımm değişik..


kadını o kadar normal karşılamıştım ki bi an psikiyatri hastası ile değilde normal bi insan ile konuşuyomuşum gibi hissettim. O masmavi gözleriyle öyle içten bakıyordu ki bi ara beni sikecek diye düşündüm. Bedenen olmasa da beynen geri çekilme kararı aldım.


+Ahahhahaha
-Ne oldu..
+Ben lezbiyenim ya sakin ol
-Anlamadım
+Lezbiyenim diyorum rahat ol ahah
-Ahah olabilir ya benimde derinlerimde bi gay yattığı söylenebilir..
+Ahahahha, hocan gelmediği için şanslısın..
-Anlamadım.
+Hocan diyorum gelmediği için baya şanslı biri sayılırsın diyorum.


Tipimde hoca gelmediği için şanslı görünen bir surat ifadesi filan mı vardı acaba diye düşünmeye başladım.


-Hocamın gelmediğini nereden biliyorsun?
+Bilmem belkide gelmiştir şimdi..
-Ne demeye çalışıyorsun anlamıyorum yemin ederim..
+Demek beni güzel buldun.


Lan ne diyo bu dedim içten içe bu kadın nerden anlıyor bunları..


-Diyelim güzel buldum nerden anladın bunu?
+Allah vergisi bi yetenek belkide bunu bende bilemem
-ha medyum falan mısın şimdi sen?
+ahahah yok cinler alemiyle pek alakam olduğu söylenemez, sen düşünce okuyucu da diyebilirsin..
-Hadi ya.. oku o zaman düşüncelerimi bayan düşünce okuyucu..
+Dalga geçme bak sıkıntı yaşarsın sonra söylim ahaha
-Sıkıntı yok söyle bakalım neler düşünüyormuşum ben merak ettim?
+Bekle o zaman..


dedi ve sigarasını södürüp ellerini masaya koydu. Bana dikkatlice bakarak anlatmaya başladı.


+Karmaşık bi ruh yapısına sahipsin. En başta kendi iyiliğini düşünecek kadar bencil sonrasında başkalarının mutlu olması için elinden geleni yapabilecek kadar iyi kalpli. Hayatının büyük bir çoğunluğu yalanlardan kurulu. Lakin bu yalanların, herkes için en doğrusu olduğuna inanıyorsun. Aslına bakarsan kendinden dolayı da kimseye tam olarak güvenemiyorsun. Ben yaparsam herkes yapar diye düşünüp etrafındaki herkesi acımasızca aynı kefeye koyuyorsun. Dışarıdan mutlu görünsende kendi kuytu köşelerinde hergün içine yaşlar akıtıyorsun.
-Tamam saçmalama yanlış okuyorsun..
+Sakin ol canım aslına bakarsan dışarıya kendini sert gösterip içten içe yumuşak kalpli bir insansın. Hayattındaki değerli olan şeyler arkadaşların sevdiğin kız ve ailen.. Onlara güvenmeye inanmaya çalışıyorsun ve onlarla mutualiz bir yaşam sürdürebilmek için düşüncelerinle baya baya harp halindesin. Öyle ki bu düşünceler zihninin içinde birbirine tecavüz ederek zürriyetsiz kelimeler türetiyor.. Son olarak da çaya 9 şeker atarak bu acı verici düşüncelerinin tatlanacağını düşünüyorsan yanılıyorsun canım..
-Vay amına koyim nesin sen böyle ya
+Sana göre çapa psikiyatri servisinde yatan delilerden biriyim lakin burdaki herkesi her zaman yaptığın gibi aynı kefeye koyman da sinirlerimi bozuyor.
-Tamam sen deli değilsin bişey demedik alınmana gerek yok
+Demesen de halen öyle düşünüyorsun..
-Şu düşüncelerime müdahale etmeyi bıraksan da 2 dk normal konuşsak
+Tamam tamam hadi sen git hocanın yanına..
-Hocamız daha gelmedi..


dedim ve hemen ardından sorumlu arkadaş odaya gelip hocanın yoklama için beni çağırdığını söyledi.


Koridorda ilerlerken beynimde adeta unicornlar sikişiyordu.. İmzamı atıp koltuğun köşesine çekilmiş düşünüyordum. Beynim resmen cinsel istismara maruz kalmıştı. Bi müddet orada oturup derin düşüncelere dalmış, yanına gitmeye çekinir olmuştum. Saate baktığımda 3e geliyordu.. Zaman dört nala koşan şahbatur gibi ilerliyordu.


Son kez yanına gitmeye karar verdim ve hemşire odasından çıktım. Koridorda ilerlerken odalarda olabileceğini gözardı etmeden etrafıma bakınarak ilerliyordum. Sigara odasına yaklaşırken kalbim hızlanmaya başlamıştı. Odanın naylon perdesini aralayıp içeri baktığımda orada yoktu. Belki gelir düşüncesiyle oturup bi sigara yakmaya karar verdim. Elimi cebime attığımda üzerimde çakmak olmadığını farkettim. Yoksa orada ben istemeden çakmağı uzatmasının nedeni bu muydu? Bu demek oluyor ki, kız sadece düşünce okumuyordu. Daha farklı özelliklere de sahipti.


Her neyse deyip çakmağımı içeriden alıp geldim. Sigaramı yakıp düşündüm. Sigara bitmiş, o gelmemişti. Bi sigara daha yaktım. En son başka kadınlar gelip saçma sapan sorularla beynimi sikmeye başladılar ve bu kadar sikişi, beynimin kaldıramayacağını düşünerek oradan ayrıldım. Hemşire odasına gittiğimde hocayla birlikte herkes ayaklanmış çıkış moduna geçmişti. Cüzdanımı ve ceketimi alıp onları dışarıda, asansörün önünde beklemeye karar verdim.


Kapıyı kapatıp kafamı kaldırdığımda birden karşımda duvara yaslanmış bi şekilde bana baktığını gördüm..


+Hayırdır beni mi arıyosun?
-Yoo çıkıyoduk şimdi onun için toparlandım
+Hıı iyi bakalım dikkat et kendine. Gerçi sonunu düşünmeden yaptığın işlere bakıldımı bu biraz saçma oluyor..
-Adın ne senin?
+Selinda
-Umarım bir gün dışarda karş...
+Karşılaşmayacağız Mehmet
-Adımı nerden biliyorsun?
+Ahahah cidden aptalsın


dedi ve arkasını dönüp odasına girdi..


Önüme döndüğümde asansörde herkes hazır halde beni bekliyordu. Onları daha fazla bekletmeyip asansöre bindim ve soyunma odasının yolunu tuttuk. Üstümü giyinip arkadaşla birlikte tramvaya geçtik. Durumu arkadaşa anlatmaya koyuldum...


-Bugün bi hastayla konuştum kanka. Baya ilginç biriydi lan.
+Nasıl ilginç la?
-Ne bilim işte ilginç, ha bide kızın hint okyanusu gibi gözleri vardı amına koyim..


Tramvaydan inip yurda gelmiştim. Üstümü değişip yatağa uzanmış telefonuma sarılmıştım ki gördüğüm mesajla beynimden vurulmuşa döndüm...


-Gözlerimi beğendiğin için de teşekkür ederim. :)

PRODENTAL FİKRİYAT

Herşeyden bezmiş olan naçizane bedenimiz entellektüel akımın sosyo-kültürel yapıya olan dayatmalarıyla bir takım sektelere uğramıştı..


Aslında güzel dünyamızda, interaktif duyguları sürrealist bir şekilde sansasyonel olgular ile yaşamayı öğrenmeliydik.. Lakin bu sikimtrak düşüncelerle gelen berbat ruh halini anlatan en anlaşılır kelimeleri hep dilimizin ucunda sakladık. Bahşedemedik yüreğimizde asılı duran engin suların içindeki saf temiz duygularımızı..


Sorun kimdeydi, hata bizde miydi diye diye beynimiz sikilmiş düşüncelerle doluyken yaşama hakkımız olan hiçbir şeyi yaşayamamıştık. Yaratamamıştık aklımızın en ücra köşelerinde saklı duran hisler köşkünü.. Hep kandırmıştık karşımızdaki mükemmel şahsiyetleri. Aslında kendimizi kandırdığımızı biliyorduk lakin mutlu ediyordu bizi bu aşağılık alçak yalanlar..


Kendimize haksızlık edip yıllarca mapus yattık düşüncelerin engin okyanusunda.. Zatallerimize atfettiğimiz onlarca güzel duyguları heba ettik kör derin kuyularımızda.. Muaf ettik, mahvettik bütün sevgi yığınlarının arasındaki o güzel kovalent bağları..


Mutlu olacağız, ağlamayacağız dedik inatla. Yenik düştük paralel duyguların içindeki cahil ak parti zihniyetine. Cehaleti erdem sanıp şeytanın dürtülerine geldi her zaman zihnimiz. Aslında güzel insanlardık hepimiz. Sanatsal çalışmalarımıza sürrealist yaklaşımlar getirmek adına yaptığımız her donutta, aşılamak istedik güzel bireylere içimizdeki ana hissiyatı. Lakin tecavüze uğradı kalbimizdeki yalın duyguların prodental fikriyatı..

YEŞİL GÖZLER

Naber lan herkesin arkasından konuşup kendi arkasından bişe denilince twitter face'den adamlık dersleri vermeye çalışan eşgalini siktimin ibneleri..


Neyse tüten dumanı ekrandan üfleyerek dağıt ve gözünü aşşa kaydır moruk..


Henüz üniversiteye yeni geldiğim sıralardı.. Akrabaların yatağından geçtiğimiz çileli aylarda istanbula alışma durumlarından mütevellit canımın bir hayli sıkkın olduğu herhangi bir zamandı. Daha fazla bu sıkıntıya dayanamayıp kendimi dışarının soğuğuna bırakmıştım. Cebimde kalan son 20 liranın 10 lirasıyla kendime 2 bira alıp 4. leventin sikiş yuvası olan sporcular parkına geçmiştim. Bankta sadrazam misali yayılmış bi şekilde biramı yudumlarken birden sağ tarafta bana doğru yaklaşan bi kundura sesi duydum.. Normalde korkmam ama etraf o gün o kadar sessizdi ki nedense beni baya bi ürküttü. Tam siktiret diyip biramı kafama dikmiştim ki adamın selamıyla birayı üstüme dökmem bir oldu..


-meraba genç 1 liran var mı?


Yaşını tahmin edemediğim, yeşil gözlü, boyu benim boyumdan biraz kısa, hafiften kambur, yırtık olmasada ufaktan sıyrılmış kıyafetleri olan bir adamdı.


-1 liram yok ama bi biram var dayı ehehe
-heh heh iyi olur valla.. Ver bakalım.. Kıvrılam şöyle..


dedi ve biraz ileriye oturdu birayı elimle açıp uzattım adama. Yalnız ne kadar çaktırmasamda korkuyodum amına koyim.. Gelip bana orda bıçak mıçak dayayıp zorla sikmeye kalksa gıkım çıkmaz o dereceyim


-Nerde oturuyosun genç?
-Az ilerde abi
-Anlamadım?
-Az ilerde abi az ilerde
-Hee anladım. Napıyosun bu saatte?
-Bunaldım çıkayım dedim abi ehehe
-Bunalmanın yaşı yok genç 56 yaşındayım sürekli bunalıyorum ama pes etmiyorum bak bu saatlere kadar ekmeğimin peşindeyim.
-Allah kolaylık versin abi
-hehehehehhe allah mı? o bana zorluk çıkartmaktan başka birşey yapmadı boşversene..
-Ehehe
-Kızın adı ne?
-Ne.. ne kızı abi?
-Bırak ulan bu işleri bu saatte buralarda dolaşıyosan ya evden kovulmuşsundur ya ayrılmışsındır evden kovulmuş bi halinde yok ehehehe
-Ahahhaa
-Senin yaşlarda bi oğlum vardı onla da konuşurduk boyle o yüzden 2-3 defa sorup üstüne gelmicem hayat devam ediyo genç
-Allah bağışlasın abi okuyo mu?
-Yok
-Çalışıyo mu abi
-Yok. yatıyo.. o kıçını koyduğun toprağın altında yatıyo..
-Afedersin abi.. Başın saolsun..
-Önemli değil genç nerden bilcen zaten.. Kalkayım ben artık.. Off aman belim tutulmuş amına koyim hurdaya döndük..
-Dikkat et abi..
-Hadi kendine iyi bak saol bira için ehehhe..
-Bende kalkayım ya, ne demek abi afiyet olsun sende kendine iyi bak..
-Eyvallah eyvallah


Kalktım yürüyodum sonra bi ses..


-Hiştt baksana..
-Efendim abi..
-O yeşil gözlü kız bence de senden hoşlanıyor..
-Hehehe aynen abi..
-Hadi eyvallah..
-Eyvallah abi..


Biraz yürüdükten sonra eve geldim. Herkes uyuyodu. Bira koktuğum anlaşılmasın diye doğruca üstümü çıkarıp banyoda duşun altına girdim. Bir süre bekledim ve sonra kafamda şimşekler çaktı..


''O yeşil gözlü kızdan kimseye bahsetmemiştim...''